Mehmet Bölük Kimdir?

CHP İstanbul Adalar CHP Gençlik Kolu başkanı, Adalar İlçe Başkanı ve İstanbul CHP İl Başkanı.

Ukrayna’ da bir trafik kazasında yaşamını kaybeden (13 Haziran 2007) Mehmet Bölük ölümünden üç yıl önce eşi Neslihan’ı kaybetmişti, acısı sürüyordu. AKP’ye yönelik tavrı nedeniyle Türkiye’de mimari iş alamıyor, bir yandan da CHP’nin politikalarını kimliksiz bularak kızıyordu.

Bir tarihte “Partimi arıyorum” diye mektuplar göndermişti delegelere. “Nerede değişim, nerede birliktelik” diye soruyordu. Hele yerel seçimler öncesinde İstanbul’da naylon delege uygulamasına isyan ediyordu. CHP’nin daha da büyümesi gerektiğini ancak seçimlerde partinin beklenen başarıyı göstermekten uzak olacağını düşünüyordu.

Ukranya’da, yakın dostu müteahhit Hüseyin Yüzbaşıoğlu ile birlikte, Yurt İnşaat olarak Doreks kentinde bir konut projesini gerçekleştirmeye başlamışlardı. Mimar olan Bölük, projeleri bizzat kendisi çizmişti. “Ne yapalım, Türkiye’de karnımızı doyuramadık, burada iş alabildik,” diyordu.

1954 Fatsa doğumlu olmasına karşın kendisini Adalı sayıyordu. Büyükada’da ilçe başkanı olarak görev almış, Adalar Gerçek gazetesini çıkartmış, 1980 öncesinde bir süre de Vatan gazetesinde muhabir olarak çalışmıştı. Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasında da Prof. Nurettin Sözen’in imar danışmanıydı.

Yolsuzluklar ve yerel yönetimler üzerindeki hassasiyeti nedeniyle 30 Eylül 1999’da yolsuzluk.org adlı bir site kurmuş ve bu konuda elindeki belge ve bilgileri internet yoluyla kamuoyuna duyurmuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Tayyip Erdoğan’la ilgili olarak 2001 ve 2002’de üç kitap yazdı:

“Fazilet’in İstanbul Asalakları; BİT’ler”

“El Tayyip Nasıl Umut Oldu “

“El Tayyip Rüzgardan Kasırga’ya”

Mehmet Bölük, kitaplarında belediye olanaklarıyla kökten dinci siyaset, belediyeden Meclis’e taşınan AKP kadrosu, Müslüman örgütlerle ilişkileri, Taksim Meydanı’na cami, TSK’dan atılanlara kucak açılması, Atatürk’e hakaret edenlerin belediyeye alınması, şeriatçıların şirketleşmesi ve kadrolaşma ve Erdoğan’ın mal beyanı… Ayrıca billboard, flaş, ağaç, personel taşıma, çöp, İSKİ, metro, kiralık araç, çamur barajı, sinek ilaçı yolsuzlukları vs gibi bugün unutulan bir çok yolsuzluk olayını yazdı.

Bunlardan gündeme getirdiği AKBİL davasında Erdoğan ve İGDAŞ davasında da bir zamanlar Enerji Bakanı olan Hilmi Güler yargılandı; bunun gibi bugün parlamentoya taşınan bir çok bürokrat da yargı önüne çıktı ama dokunulmazlıkları nedeniyle yargılanamadılar.

Bölük, konuyla ilgili olarak şunları yazıyordu:”.. 3 Kasım 2002’de seçim yapıldı ve AKP 363 milletvekiliyle tek başına iktidar oldu. Sanıklar milletvekili seçilmişlerdi. Tayyip de iktidar partisinin genel başkanıydı. Yolsuzluk davaları ise sürüyordu. Tayyip ERDOĞAN ise Amerika’dan Çin’e kadar gezmedik ülke bırakmamıştı. Kısa bir süre sonra da başbakan olacaktı. Hangi savcı, hangi yargıç yarının başbakanını yargılayabilirdi? Yargıç teminatı olmayan, özlük haklan AKP’li Adalet Bakanının elinde olan adliye nasıl karar verecekti?

Beraat kararları birbiri ardına gelmeye başladı. Önce Ankara’daki mal varlığı, arkasından Albayraklar, Bilboard ve Haliç Çamur Barajı davaları hızla beraatle sonuçlanmıştı. Türkiye adaleti için alışılmamış, tarihe geçecek kararlar alındı. Toplumdaki ve ana muhalefetteki duyarsızlık devam ediyordu. Bunların böyle olacağını yıllar önce söylemiştik…”

Bölük, yerel yönetimler arasında “En zamcı başkanın Erdoğan olduğunu” ispatlamıştı ve bir gün şöyle diyordu:

“İhaleye fesat karıştırmaktan yargılananlar bu ülkede parti kurabiliyor. Milletvekili seçilebiliyorlar. Hatta, Başbakan olabiliyorlar. Devlet bürokrasisinde genel müdür ve müsteşar olarak görev yapabiliyorlar. Dokunulmazlık zırhı kuşandıkları için yargılanamıyorlar. Sonra da pişkin pişkin, dürüstlükten ’yolsuzluklara damardan girmekten’ bahsediyorlar. İstanbul Belediyesi ve BİT’lerdeki yolsuzluklarla ilgili yıllardır çalışmalar yapan bir yurttaş olarak Tayyip’in belediye başkanlığı dönemindeki yönetim anlayışını, yöntemlerini bir kez daha kamuoyuna hatırlatmak ihtiyacı hissettim.

Tayyip bilinmeyen bir kişi değildir. Yolsuzluklarıyla, beceriksizlikleriyle İstanbul’a damgasını vuran Tayyip’in, başbakan olunca Türkiye’yi de İstanbul gibi yöneteceğini düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Tanrı Türkiye’yi El Tayyip’ten korusun. Amin. “

Tantan’a sitem
Bölük, CHP İstanbul il Başkanı olrak görevli olduğu 22 ay boyunca zevkle çalıştığını ve İstanbul örgütüyle birçok yolsuzluğu ortaya çıkardıklarını bildirmiş, AKBİL ve FP’li Adapazarı Belediyesi’ndeki yolsuzluklara işaret etmişti.

KİPTAŞ şirketinin belediyeden aldığı çok sayıda arsadan bir kısmını belediye başkanı, özel kalem müdürü ve FP’li il başkanına sattığını belgeleriyle ortaya çıkardıklarını ifade eden Bölük, o zamanki İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın “bu konuda soruşturma açmaya gerek görmediğini” bildirmesini eleştirmişti.

Bölük “Sayın Tantan’ın bu konuda bu kadar duyarsız kalmasını kınıyorum. Bu yüzden Danıştay’a müracaat ettik,” şeklinde konuşmuştu.

İGDAŞ’ta da AKBİL’dekinin iki katı yolsuzluk yapıldığını ve bunun belgelerinin ellerinde olduğunu ileri süren Bölük, daha sonra şunları söylemişti:

“İGDAŞ işleri ihale ediyor. Bütün Faziletli şirketler ihya oldular. İGDAŞ işleri ihale ederken ‘ticari şirkettir’ diyorlar. Belediye araziyi bedava veriyor. O zaman ‘kamu şirketi’ oluyor. Devekuşu misali. İşi alırken deve, satarken kuş. Karşımızda devekuşu olarak BİT’ler var. Bunlar da maalesef İstanbul’un kamburu pozisyonundadır.”

Toplumsal Dönüşüm yayınlarından Nisan 2002 tarihinde yayımlanan El Tayyip Kitabının Önsözünde şöyle yazıyordu Mehmet Bölük:

“Siyaset sahnemiz bir yıla yakın bir süredir “Tayyip Rüzgarı” ile sarsılıyor. Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının “Erdemliler Hareketi” ile başlattıkları partileşme süreci, kısa bir süre sonra “AK Parti” kurulmasıyla sonuçlandı. Ağustos 2001’de AKP kuruldu ve Recep Tayyip Erdoğan kurucular kurulu tarafından genel başkanlığa getirildi.Ağustostan bu yana ülke gündemi tayyip tartışmalarıyla işgal ediliyor. Bizzat Tayyip ve kadrosu tarafından hazırlanan Tayyip kurucu olabilir-olamaz, Tayyip milletvekili olabilir-olamaz ve 312. madde tartışmaları ile AKP yoluna devam ediyordu.

Kamuoyu araştırmalarında AKP sürekli birinci parti, Recep Tayyip Erdoğan ise müstakbel Başbakan olarak sunuluyordu. Tayyip’in ünü ülke sınırlarını aşmış, ABD ve Avrupa Tayyip’le ilişki kurma yarışına girmişlerdi. Tayyip ne kadar da demokrat adamdı öyle. Türkiye’nin yargı organları bu insana nasıl da haksızlık ediyorlardı. Demokrasi ve barış mesajları veriyor, ABD ve Avrupa Birliğinin kendisinden çekinmelerine gerek olmadığı imajını yerleştirmeye çalışıyordu.

Bazı basın ve yayın organlarında da Tayyip olağanüstü bir hoşgörü ile karşılanıyordu. Tayyip merkeze kaymıştı, değişmişti ve Türkiye hasret kaldığı, aradığı liderine nihayet kavuşmuştu. “Tayyip Rüzgarı” ülke siyasetine ağırlığını koymuştu.

Çok konuştukça hata yapmaya başlayan Tayyip’in “içki için referandum yapacağım” fikri ile “doğum kontrolünü savunanlar vatan hainidir” sözleri aslında onun hiç değişmediğini açık bir şekilde gösteriyordu. Ama yine de birkaç köşe yazarının ağır eleştirileri dışında hoşgörü devam ediyordu.

Tayyip ülke gezisine çıkmış, meydanları dolduran yurttaşlara mangalda kül bırakmadan atıyordu: “Tüyü bitmemiş yetimin hakkını kimseye yedirmem!”, “bu kadro ülkede yoksulluğu ve yolsuzluğu yenecektir” gibi sözleri halkımız tarafından çılgınca alkışlanıyordu. Bu durum, bendenizin asabını fena halde bozuyordu.

Hakkında bu kadar çok yolsuzluk soruşturması olan, sürekli yargıdan kaçan Tayyip’in bu sözleri insanı çileden çıkartıyordu.

Tayyip ve arkadaşları kamuoyunu sürekli olarak 312. madde, Anayasa Mahkemesi ve kamuoyu araştırmaları ile meşgul ediyorlar; yolsuzluk dosyalarını, soruşturmaları halkın gözünden kaçırmaya çalışıyorlardı. Tayyip haksızlığa uğrayan adam, mağdur rolünü çok iyi oynuyordu.

Tayyip kamuoyunda bilinmeyen tanınmayan bir siyasetçi miydi? İnsanların hafızaları mı zayıflamıştı? AKBİL, İGDAŞ gibi yolsuzluk soruşturmaları devam ediyordu. İçişleri Bakanlığının ALBAYRAKLAR soruşturması ise kamuoyunda bomba gibi patlamıştı. Tüm soruşturmalarda Tayyip, Gürtuna ile birlikte sanık listelerinin başında yer alıyordu. Yolsuzluklar bir yana, Tayyip İstanbul’a gelmiş en yetersiz belediye başkanıydı. Üç buçuk yıllık belediye başkanıyken iki ay arayla yağan sağanak yağmur İstanbul’u felç etmiş, birçok yurttaş hayatını kaybetmişti. “El Nino”dan esinlenen İstanbul medyası, bu yağmurlardaki acizliği nedeniyle Tayyip’e “El Tayyip” unvanını uygun görmüştü. Bu unvan Arap ülkeleri ve köktendinci örgütlerle iyi ilişkiler içindeki Tayyip için ikinci bir anlamda da “cuk” oturmuştur.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun son çıkışı ve adından AK Parti kurucularından Ertuğrul Yalçınbayır ile Mehmet Gazioğlu’nun Tayyip’e tepkileri ortalığı karıştırdı. Tayyip ve arkadaşları hemen demokratik bir şekilde sesini yükseltenleri kapı önüne koyma hazırlığına giriştiler. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile Danıştay arasındaki küçük ihtilaf nedeniyle yine “mağduriyet edebiyatına” sığınan Tayyip yanlıları kamuoyunu yanıltma gayretindeler.

İstanbul Belediyesi ve BİT’lerdeki yolsuzluklarla ilgili olarak yıllardır çalışan bir yurttaş olarak Tayyip’in belediye başkanlığı dönemindeki yönetim anlayışını, yöntemlerini bir kez daha kamuoyuna hatırlatmak ihtiyacı hissettim.

Tayyip bilinmeyen bir kişi değildir. Yolsuzluklarıyla, beceriksizlikleriyle İstanbul’a damgasını vuran Tayyip’in, başbakan olunca Türkiye’yi de İstanbul gibi yöneteceğini düşündükçe tüylerim diken diken oluyor.

Tanrı Türkiye’yi El Tayyip’ten korusun.”

Hüseyin Avni Coş u ilk keşfeden adam Mehmet Bölük

16 Kasım 2013 Cumartesi, 10:29 Bazı kişiler bu dünyaya keşif için gelir. Keşfedenlerin adları ölümsüzleşir. İşte o isimlerden birisidir Mehmet Bölük. Yolsuzlukların kaşifi.. Son günlerde adından sıkça söz edilen Adana Valisi Hüseyin Avni Coş’u “keşfedip” Türk kamuoyuna ilk tanıtan isim olan Mehmet Bölük’ü saygıyla anımak boynumuzun borcudur.

Vatandaşa “G…” diyen, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş’u ilk keşfeden ve onu türk kamuoyuna tanıtan kişi Mehmet Bölük olmuştu. Mehmet Bölük, “yolsuzluklar”ın kaşifi idi. Teknoloji ile geç tanışan bir ülke olan Türkiye’de “sanal ortamda hortumlama”yı keşfedip ortaya çıkartan ilk isim olarak tarihe geçen Mehmet Bölük’ü saygıyla anmak boynumuzun borcudur.

Mehmet Bölük’ün “sanal ortamda hortumlama” ve “yolsuzluk keşifleri” için gösterdiği olağanüstü çabalar, ne acıdır ki yaşamının “şaibeli” bir ölümle noktalanmasına neden oldu.

Hiç kuşkusuz ki gelecek kuşak araştırmacıları bu şaibeli ölümün sis perdesini aralayacaklar, kuşkuları aydınlatacak sorumlularını da ortaya çıkartacaklardır.

Mehmet Bölük Hüseyin Avni Coş’u nasıl keşfetti?

İstanbul’un çarpık yapılaşma, konut ve gecekondu sorununu çözmek için; sermayesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir BİT olan, 1995 yılında, 11 trilyon sermaye ile kurulan KİPTAŞ’ın iş merkezleri, plazalar, villalar, lüks konutlar üreten, dolarla satış yapan bir kuruluşa dönüşmesinden kuşkulanıp yola çıkan Mehmet Bölük; bu durmu enine boyuna incelemiş ve Adapazarı KİPTAŞ’ın faaliyetlerini kamuyunun gözleri önüne sermişti. O günlerde Mehmet Bölük, dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın soruşturma için izin vermemesi üzerine de Danıştay’a başvurmuş, bu kararın iptalini ve soruşturma açılmasını talep etmişti.

Danıştay 2. Dairesi de 23.6.2000 tarih, 2000/2982 sayılı kararı ile, Bai Müfettiş Hüseyin Avni Coş’un raporuna dayanılarak Mehmet Bölük’ün İçişleri Bakanlığı kararına itirazını reddetmişti.

Mehmet Bölük, 2001 yılında yayınladığı “Fazilet’in İstanbul Asalakları BİT’ler” isimli kitabında Hüseyin Avni Coş’u kayıt altına almış ve şu satırları kaleme almıştı:

“.. Kısacası Mülkiye Baş Müfettişi Hüseyin Avni Coş, tek başına tüm dellilleri takdir etti, kimilerini gizledi ve İçişleri Bakanlığı ile Danıştay’ı yönlendirdi. Adapazarı rezaleti böylece yargıdan kaçırıldı.

İnsanın aklına ister istemez “Bölücü ve irtica faaliyetleri iki müfettiş raporu ile tespit edilecek devlet memurlarının ihracı ile ilgili yasa önerisi geliyor. Eğer İçişleri Bakanlığı’nda Hüseyin Avni Coş gibi baş müfettişler çoğunluktaysa bu yasanın uygulanmasının tersine sonuçlar doğuracağı görülüyor.”

“El Tayyip” Kitabının Yazarı Esrarengiz Kazada Öldü

Bölük’ün ölümüne ilişkin olarak o günlerde Hürriyet’te yer alan haber şöyleydi:

“13 Haziran 2007-Hürriyet

Saygı Öztürk

Tayyip Erdoğan dönemi ile ilgili yolsuzluk iddialarını İçişleri Bakanlığı’na taşıyan Mülkiye Başmüfettişi Candan Eren’in soruşturmalarının temelini oluşturan CHP İstanbul eski il başkanı ve “El-Tayyip” kitabının yazarı Mehmet Bölük Ukrayna’da geçirdiği esrarengiz bir kazada öldü.

İstanbul İl Başkanlığı döneminde Büyükşehir Belediyesi’ndeki bir çok yolsuzluk iddiasını gündeme getiren, olayın soruşturulmasını ve mahkemeye taşınmasını sağlayan Mehmet Bölük yaşadıklarını da üç ayrı kitapta topladı. Erdoğan dönemiyle ilgili yargıya intikal eden bazı iddiaları da “El-Tayyip” kitabında topladı.

Mimarlık bürosu olan ancak bir çok işinin belediyeden geçememesi nedeniyle sıkıntılı bir dönem yaşayan Mehmet Bölük Ukrayna’da bir mühendislik şirketine ortak oldu ve orada çalışmaya başladı.

Mehmet Bölük’ün bombalı bir saldırı sonucu öldüğü haberi Ankara’ya ulaştı. Ancak daha sonra yapılan araştırmada Bölük’ün geçirdiği bir trafik kazası sonucu öldüğü bildirildi. Mehmet Bölük’ün cenazesinin perşembe günü İstanbul’a getirileceği bildirildi.

Yazdığı kitap ve gündeme getirdiği, mahkemelere taşıdığı olaylar nedeniyle başta AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde ve bağlı şirketlerinde çalışan aralarında bakan ve milletvekillerinin bulunduğu sekiz kişinin yargılanmasını sağlayan Mehmet Bölük, bazı çevrelerin hedefi durumuna da gelmişti.”

Ekşi Sözlük’te Mehmet Bölük için yazılanlar

“AKP Genel Başkan Yardımcısı Murat Mertcan’ın Ergün Poyraz ile birlikte CİOrtadoğu Masası Şefi Richard Perle’e şikayet ettiği, recep tayyip erdoğan ve birçok AKP’linin belediyelerdeki yolsuzluğunu ortaya çıkarmasından ötürü son derece rahatsız olduğu ve de haziran 2007’de Ukrayna’da şaibeli bir trafik kazasıyla hayatını kaybetmiş chp eski istanbul il başkanı. çok kısa bir süre sonra da ergün poyraz ergenekon tertibinden tutuklandı.”

Hakkında gazetelere gönderilen bazı yorumlar

Kerim Bayraktutan 14 Haziran 2007 Perşembe

Sevgili Mehmet, Ada””da, öğrencilik yıllarında tanışmıştık. Gençlik yıllarındaki idealistliğini ve dürüstlüğünü yaşamın boyunca kendine rehber edindin. İstanbul””u ve Büyükşehir””i iyi tanıyan bir vatansever olarak, yolsuzlukları belgeledin ve üzerine gittin. Cesur ve kararlı duruşun, iktidarda olanları her dönem rahatsız etti. Dilerim, ölümün bir kazadır. Dilerim, soru işaretleri aydınlanır. Seni unutmayacağız sevgili Mehmet. Henüz tanıyamadığım Kaan””a ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Güle güle git sevgili Mehmet.

Arif ERGÜNEŞ 14 Haziran 2007 Perşembe

YOLDAŞIM CANIM SEVGİLİ KARDEŞİM PARTİ BÜYÜĞÜM SENİ KAYBETTİM ACIM SONSUZDUR SEVENLERİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM.

Tayfun Selen – ABD 14 Haziran 2007 Perşembe

Türkiye dürüst, mert bir insanı ben en yakın arkadaşımı, ağabeyimi kaybettim. Acım sonsuz. Ruhun şad olsun. Seni unutmayacağız.

ÜSKÜDAR GENÇLİK KOLLARI 14 Haziran 2007 Perşembe

DÜRÜSTLÜĞÜNÜZÜ VE NAMUSSUZLARLA MÜCADELENİZİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAYACAĞIZ.MEKANINIZ CENNET OLSUN…

oktar kaan 14 Haziran 2007 Perşembe

sevgili başkanım,sizi hiç unutmayacağız…

canan 13 Haziran 2007 Çarşamba

Ağbimin yaşamını yitirmesi ailemi ve beni yürekden yaraladı,onun geçmişi pırılpırıl o herzaman temiz siyaset yaptı,kaldırım taşlarının birilerine çıkar sağlamak için sökülüp yenilenmesinin karşısında durdu,yetimin hakkının yenmemesi gereğine inanırdı o yüreğinin ülkesinin aydınlık yarınları biran önce kavuşması için çarptığını hisseder kavgasını sürdürürdü belki Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlu””nun ölümü gibi sır olacak onun ölümü ama biliniz ki Mehmetler tükenmez, tükenmiyecek…Ruh””un şad olsun ağbiciğim meşalen sönmiyecek

haluk akpek 13 Haziran 2007 Çarşamba

il başkanı olduğu yıllarda il yönetimindeydim bir sürede il saymanlığı yaptım kendisi o dönem partili belediyeler bölgelerinden gelen iş tekliflerini şaibe olur diyerek kabul etmeyecek kadar dürüsttü. il binası kirasını bile ödemekte güçlük çektiğimiz günlerde partili belediye başkanlarımızdan gelen bağışları bile almamı reddeden onurlu bir siyasetçiydi daha birlikte yapacak çok işimiz vardı canım yanıyor

Gönderen: … 13 Haziran 2007 Çarşamba

kendisi kuzenimdir, sadece bu sebepten bile acım derin…zavallı milletim, kimlerin eline kaldın..

zeynel avcı 14.06.2007 09:11:04

BERABER ÇALIŞMA ŞEREFİNE ERDİĞİM, ERDEMLİ İL BAŞKANIM, BOĞAZIM DÜĞÜM DÜĞÜM,AĞLAMAK İSTİYORUM,AMA BİLİYORUM Kİ SEN DOSTLARININ AĞLAMASINI HİÇ İSTEMEZDİN, BİR İNSANIN NE KADAR YAŞADIĞI DEĞİL NASIL YAŞADIĞI ÖNEMLİDİR SEVGİLİ İL BAŞKANIM, EN ÇOK NEYE ÜZÜLÜYORUM BİLİYOR MUSUN? UĞRUNA BEDEL ÖDEDİĞİN CHP NİN İKTİDAR OLUĞUNU GÖRMEDEN ZAMANSIZ GİTTİN. BELKİ BEDENEN ARAMIZDA OLMAYACAKSIN, AMA MEHMET BÖLÜK ADI CHP TARİHİNE ALTIN HARFLERLE YAZILACAK.

Rıfat Erman

Yolsuzlukla mücadeleyle gecen bir ömür. Mehmet Bölük bir kahramandır. Ey Deniz Baykal böylesine mert, böylesine cesur bir kahramanı İstanbul İl Başkanlığına uygun görmedin. Kitapları nedeniyle RTE”nin açtığı sayısız davalarda yalnız bıraktın. Bu dönemde en gerekli kişiyi safdışı bıraktın. Ertuğrul Günay”ı kovma kararın son derece doğru ama Mehmet Bölük”e yapılanlar o denli haksız. RTE de sen de rahat edin artık. Yolsuzlukla mücadele şehidine Allah Rahmet Eylesin. Allah kendisinden razı olsun.

SÜHA AKINCI

MEHMET BÖLÜK, BENİM CHP İL GENÇLİK KOLU BAŞKANLIĞIM SIRASINDA, İL GENÇLİK KOLU YÖNETİM KURULU ÜYESİ İDİ. ACI TATLI BİR ÇOK ŞEYİ PAYLAŞTIK. ÇOK DÜRÜST, NAMUSLU BİR İNSANDI. BUNLARI, SAYIN NURETTİN SÖZEN”İN BELEDİYE BAŞKANLIĞI ZAMANINDA Kİ GÖREV SÜRESİNDE DE GÖRDÜK. YOLSUZLUKLARIN, SOYGUNLARIN, HAKSIZLIKLARIN ÜZERİNE GİDEN BİZİM DÖNEMİN YİĞİT İNSANLARINDAN BİRİYDİ. TAYYİP ERDOĞAN”IN YANLIŞLARINI KAMUOYUNA DEŞİFRE EDEN İNSANDIR. ÇOK ÜZGÜNÜM. AİLESİNE, YAKINLARINA, CHP AİLESİNE, TÜM TANIYANLARINA BAŞSAĞLIĞI DİLERİM.

CHP İl Başkanlığı sırasında İl Saymanı olan Haluk Akpek, Bölük’ün dürüstlüğünü şöyle anlatıyor:

“Kendisine partili belediyeler bölgelerinden gelen iş tekliflerini dedikodu olur diye kabul etmeyecek kadar dürüst ve düzgün bir siyasetçiydi. İl binasının kirasını bile ödemekte güçlük çektiğimiz günlerde partili belediye başkanlarımız dahil hiç kimseden bağış almama kararı vermişti. Bölük, işte böyle bir nesli tükenmiş siyasetçiydi.”

Eski CHP il başkanlarından Cemal Canpolat da “Onurlu kimliğini korumak, geçimini sağlamak için Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldığını çok az kişi bilir,” demişti.

Mehmet Bölük’ü unutmayacağız…

Bir zamanlar bir Mehmet Bölük vardı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*