Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü

Tavistock; 1921 yılında Londra’da İngiliz Ordusu Psikolojik Savaş Bürosu Başkanı Sir John Rawlings-Reeese tarafından kurulmuştur. 1. ve 2. Dünya Savaşı yıllarında psikolojik savaş örgütü olarak çalışan Tavistock Grubu, Rockefeller Vakfinın yaptığı büyük bağışlarla 1946 yılında görev alanı genişletilerek yeniden yapılandırılmıştır. Rockefeller; Tavistock’a daha geniş çaplı savaş araştırmaları yapma ve uygulama görevleri vermiştir. Enstitü ve gerçekleştirmekle olduğu çalışmaları ABD’nin en iyi korunan sırrı olmaya devam etmektedir.

Enstitü bugün; Sussex Üniversitesinden, Stanford Araştırma Enstitüsü, Esalen, Massaclıusetts Institute of Tecnology (MİT), Hudson Enstitüsü, Heritage Vakfı, Georgetown Stratejik ve Uluslararası İlişkiler Araştırma Merkezi (CSİS), ABD Dışişleri kadrolarının eğitildiği Hava Kuvvetleri İstihbaratı, Rand Corporation, Mitre Corporation, Şirket Kadrolarının Doktinasyonu, The Mont Pelerin Topluluğu, Tülakteral Komisyon, Ditchley Vakfı ve Roma Kulübü gibi gizli gruplara kadar uzanan bir ilişkiler ağı geliştirmiştir. Tüm OSS (Stratejik Hizmetler) (Casusluk Bürosu) ve CIA Programları Tavistock’un rehberliğinde oluşturulmuştur.

Günümüzde Tavistock; ABD’deki Vakıflar ağını 6 milyar dolarlık bir bütçe ile faaliyette bulundurmaktadır.
Tavistock, stratejik misyonunu “Endüstriyel ulus-devletlerden post-endüstriyel küresel Dünya Devletine dönüş ve yönetimin az sayıda oligark’a devredilmesi” olarak belirlemiştir.

Brookings Enstitüsü (Brookings Institute-Bİ)

Enstitü, Uluslararası sorunlar konusunda çalışmalar yoğunlaşmıştır. Başkan ve Hoover’in programını, Başkan Roosveltin “New Deal” Programını (Yeni Ekonomi Programı), Başkan Kennedy’nin “New Frontiers” programını (yeni hedefler) ve Başkan Johnson’un “Great Society” (Büyük Toplum) programını yazmıştır. Enstitü yetmiş yıldır ABD hükümetlerinin olaylara nasıl bakacağı ve yürüteceğine yönelik çalışmalar yapmaktadır.

Hudson Enstitüsü (Hudson Institute-Hİ)

Enstitü politik ve sosyal olaylara karşı reaksiyon verme, düşünce ortaya koyma ve oy vermeye yönelik araştırmalar yapıp kamuoyunu şekillendirme, özellikle savunma politika araştırmaları ve Sovyetler ile ilişkiler konusunda projeler üretme konusunda uzmanlaşmıştır.

Enstitünün askeri çalışmalarının çoğu gizlilik derecesi taşımaktadır. Enstitü, 300’e yakın beyin yıkama araştırması yapan alt kuruluşa sahiptir. En büyük müşterisi ABD Savunma Bakanlığıdır. Bu bakanlığa, sivil savunma, ulusal güvenlik, askeri politikalar, silahlanma ve silahların kontrolü ile ilgili konularda çalışmalar yapmaktadır.

Politik Araştırmalar Enstitüsü (Institute For Policy Studies. IPS)

Enstitü; James P. VVarburg ve ABD deki Rothschild şirketlerinin katkılarıyla kurulmuştur. ABD’nin “5 Büyük” (Big Five) enstitüsünden biridir. ABD iç ve dış politikalarının şekillendirilmesi amacıyla kurulmuştur. Temel hedefleri arasında endüstriyel demokrasinin inşaası yer almaktadır. BM Eski Büyükelçisi Jeanne Kirkpatrick, ADL den silah kontrol müzakerecisi Eugene Rostow, sendikalar ve istihdam konularında uzman Lane Kirkland ve Albert Shanker projeyi yürütmektedir.

Stanford Araştırma Enstitüsü (Stanford Research Institute-SRI.)

Enstitünün ilk Başkam Jesse Hobson’dur. Hobson 1952’de yaptığı bir konuşmada Enstitünün politikasını şöyle açıklamıştır. “Stanford: Tavistock Enstitüsü Tacı’nın, “Elmaslarından biridir ve ABD O’nun kurallarına göre yönetilecektir.”

2. Dünya Sayaşı’nın bitiminden hemen sonra 1946’a Charles A. Anderson tarafından kurulduğunda, temel amacın; “zihin kontrolü” ve “gelecek bilimleri” olduğu açıklanmıştır. Charles F. Ketterina Vakfı, Stanford şemsiyesi altına alınınca. “İnsanların hayal gücünde değişmeler” konusuna yoğunlaşılmıştır.
Stanford’un en büyük müşterisi başlangıçta tabiî ki ABD Savunma Bakanlığı idi. Büyüyünce hizmet verdiği kuruluşlar çeşitlenerek artmıştır.
Stanford en az ikiyüz küçük düşünce kuruluşu ile Amerikan yaşam tarzının tüm yönlerini araştırmaktadır.

CIA, Bell Telephone Laboratoires, ABD Ordu İstihbaratı, Deniz İstihbarat Bürosu, Rand Corporation, MİT, Harward ve UÇLA Üniversiteleri gibi birbirleriyle bağlantılı çalışan araştırma kuruluşları ile bu araştırmaları gerçekleştirmektedir.

Stanford MİT (Massachusset Institute Of Technology) ile ABD Savunma Bakanlığının “Kumanda ve Kontrol” sorunlarının çözümleri konusunda çalışmalar yapmaktadır. MİT’in bazı müşterileri ise şunlardır.

Amerikan Ekonomik Gelişme Komitesi, Savunma Analiz Enstitüsü, ABD Havacılık Uzay Dairesi (NASA), Ulusal Bilimler Akademisi, ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Kara Ordusu, ABD Deniz Ordusu ve ABD Hazine Bakanlığı.

Rand Araştırma ve Geliştirme Şirketi (Rand Research and Development Corporation)

Rand; Tavistock Enstitüsü ve İngiliz Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’ne gerçekten çok şey borçlu olan bir şirkettir.
Rand Corporation: ABD politikalarım her düzeyde kontrol etme ve yönlendirme olanağına sahiptir. Bunu aşağıda sıralanan bazı programlardan rahatlıkla anlayabiliriz. Kıtalararası Balistik Füzeler (ICBM) Programı, ABD dış politika yapıcıları için hazırlanan mükemmel analizler, olağanüstü uzay programlan, şirket analizleri ve Amerikan Telefon ve Telgraf şirketi, IBM, Cumhuriyetçi Parti, ABD Enerji, Sağlık Bakanlığı ve ABD Hava Kuvvetleri’ne projeler ve analizler.

Rand, 1980’li yılların başında Güvenlik ve İç Karışıklıklar Grubu oluşturmuştur. Bu Grup üçüncü dünya ülkelerindeki bağımsızlık ve demokrasi mücadelelerini konu alan konferanslar ve araştırmalar düzenlemekle görevlendirilmiştir.

CIA’nın eski Ortadoğu Baş Analizcisi, CIA’ya doğrudan bağlı Ulusal İstihbarat Konseyi Eski Başkan Yardımcısı ve Türkiye Uzmanı Graham Fuller, CIA Eski Türkiye İstasyon Şefi, Başkan Carter dönemi Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi Paul Henze, Eski ABD Türkiye Büyükelçisi James Spain, Eski Vietnam ve Ankara Büyükelçisi Robert Commer ve Morton Abromawitz Rand Corporation uzmanlarıydılar.

Gelecek İçin Araştırmalar Enstitüsü (Institute For The Future)

Ford Vakfı tarafından elli yıllık gelecekte neyin, nasıl ve neden değişeceğini veya değişmeyeceğini araştırma amacıyla kurulmuştur. Enstitü, diğer dünya enstitülerine bu yönüyle rehberlik edecektir.

Yakındoğu Politikaları Enstitüsü (The Washington Institute For Near East Policy -WINEP-)

Enstitü; Yahudi lobilerinin en etkili kurumlarından biri olmak amacıyla 1985 yılında kurulmuştur.
Enstitünün altı üyesi Baba Bush üst yönetiminde yer almışlardı.

1990’larda soğuk savaşın sona ermesinin ardından ABD-İsrail bağlaşıklığının stratejik değeri azalıyordu. Bu bağlamda WTNEP ve o doğrultudaki kuruluşlar, ABD’nin yeni Ortadoğu politikalarında İsrail’in belirleyici rol üstlenmesi gerekliliğini temel hedef seçmişlerdi. Tel-Aviv’le ortak çalışmalar sonunda Clinton Yönetimi’nin ilk günlerinde bu strateji benimsenmiştir. Buna göre ABD’nin İsrail, Suudi Arabistan ve Mısır gibi üçlü bir müttefiki vardı. Bölgenin geri kalan ülkelerinin dinsel ve laik radikal rejimleri, ABD’nin bölgesel çıkarlarının karşısında idiler. Başta İran ve Irak olmak üzere öteki ulusalcı ve dinci rejimlerin bölgeden arındırılması ve demokratikleştiril-meleri gerekiyordu.

Bu üçlü ittifak, yeni Müslüman cumhuriyetlerin ortaya çıkışıyla ve Türkiye örneğiyle güçlendirilmeliydi.
Geniş Ortadoğu Projesi’nin oluşturulmasında belirleyici po-litikalar Neo-Con (Yeni Muhafazakar) adı verilen ve çoğunluğu Yahudi olan ekipçe WINEP’te üretilmiştir.
Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü – 2

(Tavistock Institute Of Human Relations)

CIA, FORD, ROCKEFELLER ve TAVİSTOCK

CIA’nın yaklaşık 50 yıldır uyguladığı en etkili toplumsal kontrol yöntemlerinden biri kamuoyunu değişik yapay uyarıcılarla ve şişme gündemlerle uyutmasıdır.

CIA, bu uyutma projesi için “insan hakları” ve “yardım kuruluşlarına” gizli fonlar aktarmıştır. “Eski Bir CIA yetkilisi, etkin ve prestijli vakıfların CIA’ya fon aktararak gençlik grupları, işçi sendiklaları, üniversiteler, yayınevleri vb kuruluşlara sayısız gizli operasyonlar düzenlettiğini, bunlara 1950’lerden itibaren ‘İnsan Hakları Gruplarının ilave edildiğini açıklamıştır. ” (Erol Bilbilik, İşgal Örgütleri, CIA, NATO, AB, 2.bs, Asya Şafak Yay, İst, 2008, s.9)

CIA, kontrol etmek istediği ülkelerde operyasyon yapabilmek için Soğuk Savaş döneminin en önemli emperyalist kültürel projelerinden Ford Vakfı’nı ve Tavistock İnsan İlişkileri Enstitüsü’nü kurmuştur.

Ford Vakfı, ABD ve CIA’nın Avrupa’daki bütün gizli operasyonlarında görev almıştır. Vakfın temel amacı antiemparyalisti ve sol hareketleri etkisiz kılmaktır. Guatemala’da Demokrat Arbenz ve İran’da Musatlık hükümetinim deviren, Küba, Dominik Cumhuriyeti ve Nikaragua’da açık insan hakları ihlalleri gerçekleştiren CIA’nın Ford Vakfı’dır.

CIA, toplum mühendisliğine soyunarak dünyayı ABD istekleri doğrultuusnda biçimlendirmek amacıyla ise Tavıstock İnsan İlişkileri Enstitüsü’nü kurmuştur.Enstitü, 1921’de Londra’da kurulmuştur.I ve II. Dünya Savaşı yıllarında Psikolojik Savaş Örgütü olarak çalışan Tavıstock Grubu, Rocefeller Vakfı’nın yaptığı büyük bağışlarla 1946 yılında görev alanını genişleterek yeniden yapılandırılmıştır. Rocefeller, Tavistock’a daha geniş çaplı psikolojik savaş araştırmaları yapma ve uygulama görevleri vermiştir. (Age, s.17).

Tavistock Enstitüsü’nün ilham kaynağı ünlü psikanalist Sigmond Freud’un “İNSAN DAVRANIŞLARININ KONTROLU” konusundaki araştırmaları olmuştur.Enstitü, insan davranışlarını kontrol ederek, toplumları ABD çıkarları amacıyla biçimlendirmek amacıyla kurulmuştur.

Tavistock, KİTLESEL BEYİN YIKAMA TEKNİKLERİNİ ilk defa Kore Savaşı’nda denemiştir.
“Geliştirilen, kalabalıkların kontrol metotları gizli ve halkın tepkisini çekmeyecek şekilde ABD halkı üzerinde denenmiş ve onların psikoljik tavırları tespit edilmiştir.” (Age, s.18). Örneğin, 1933’de Tavistock Direktörlüğü’ne getirilen Alman Mülteci Kurt Lewin, ajanlarını düşmanalar arasına sızdırarak Harward Ünversitesi’nde geliştirilen propaganda ve beyin yıkama kampanyaları ile Amerikan halkını ABD’nin Almanya’ya karşı savaşa girmesi için hazırlamaya çalışmıştır. (Age, s.18).

Tüm CIA Programları TAVİSTOCK’un rehberliğinde oluşturulmuştur.
Roosevelt ve Churchill’in hava saldırılarının tümü Tavistock laburatuvarlarında kitlesel terörden elde edilen deneyimlere göre gerçekleştirilmiştir. (Age, s.18).

TAVİSTOCK’un önecelikli hedef “halkın psikolojik gücünü kırmaktır.” Bu amaçla Dünya Düzeni Diktatörlerine muhalefeti engellemek, aile bağını zayıflatarak, aile, din, onur, milliyetçilik ve seksüel davranışları çökertmek için teknikler geliştirmek Tavistock bilim adamlarınca yıllarca üzerinde çalışılan konulardır. (Age, s.18).

Tavistock Programları, kontrol edilecek toplumdaki “kişilerin kimlik ve ırksal mensubiyetlerinin çökertilmesine göre dizayn edilmiştir.” (Age, s.19).

Tavistock stratejilerinden biri de “uyuştucu haplar” kullanılması ve “sesksüel davranışların çarpıtılmasıdır”. Bu amaçla 1960’ların LSD aykırı kültürü ve öğrenci devrimi için CIA 25 milyon dolar para harcamıştır.(Age, s.19).

Bugün Tavistock, ABD’deki vakıflar ağını 6 milyar dolarlık bir bütçe ile faaliyette bulundurmaktadır. ABD’nin dünya düzeni üzerindeki kontrolünü artırmaya yönelik programlar üreten 10 büyük vakıf ve bu fakıflara bağlı olan 400 kuruluş, 3000 araştırma ve düşünce kuruluşu, Tavistock’un doğrudan kontrolu altındadır.(Age, s.20)

Tavistock Enstitisü ile kol kola çalışan Rockefeller Vakfı, aklınıza hayalinize gelmeyecek projelerle dünyayı kontrol etmenin hesaplarını yapmaktadır. Örneğin, Vakıf dünya tarımını kopntrol etmek için projeler geliştirmiş ve uygulamıştır.

Vakfın Direktörü Kenneth Wernimont bu programları Meksika ve Güney Amerika’da uygulamıştır. Programın hedefinde bağımsız çiftçiler vardır. Çiftçilerin yok edilmesi, bağımlı hale getirilmesi, üretimin bitirlmesi anlamına gelmektedir. Bu şekilde dünya ABD’ye muhtaç hale getirilmek istenmektedir.(Age,s.21).

Tavistock’un en önemli programlarından biri BEYİN YIKAMA TEKNİKLERİ’dir.Tavistock Enstitiüsü, sürekli ve kitlesel Beyin Yıkama yapmaktadır. İnsanların gerilim, korku ve endişe seli karşısında bırakılarak beyinlerinin sinirsel durumlarının değiştirilmesi amaçlanmaktadır.

Nitekim Tavistock’un çalışmalarıyla, Küba Füze Krizi, bibiri peşi sıra dünyanın değişik yerlerinde siyasi liderlerin öldürülmesi, ve tvlerde hergün defalarca yayınlanan kanlı ve vahşi Vietnam Savaşı görüntüleri ile sarsılan ve bunalan 1960’lar Amerikan ve dünya gençliği zihinlerini sürekli meşgul eden milliyetçilik, sosyal sorumluluk, kamu yararı, etik değerler dünyasından uzaklaştırılarak, bireyselliği öne çıkaran Rocak müzik, uyuşturucular ve çarpık seks dünyasında teselli bulur hale getirilmiştir.
Özetle, CIA, Tavistock Enstitüsü, Ford Vakfı, Rokefeller Vakfı gibi kuruluışlarla hedef toplumları MIŞIL MIŞIL UYUTMUŞTUR.

NASIL UYUTULUYORUZ?

Uyutulucak toplum, öncelikle CIA uzmanlarınca siyasi, sosyal, kültürel ve psikolojik incelemelere tabi tutulur, daha sonra elde edilen veriler doğrultusunda o topluma uygun bir “uyutma paketi” hazırlanır ve bu uyutma paketi söz konusu toplumu istenilen yönde biçimlendirmek için yavaş yavaş uygulamaya konulur….

Uyutma paketi uygulamaya konulurken de çok dikkatle hareket edilir, söz konusu toplumdaki en güzide kişiler ve kurumlar seçilerek devreye sokulur… Zaman zaman bu kişi ve kurumlar bile “neye ve kime” hizmet ettiklerinden habersiz ABD ve CIA’nın gönüllü neferleri olarak toplumun uyutulması projeseinde yer alırlar. Uyutma Paketi daha çok medya iletişim araçlarıyla uygulanmaktadır.

Dr. Emery, Tavistock Enstitüsü’nün projeleri doğrultusunda toplumsal UYUTMANIN üç sahfada gereçekleştiğini belirtmiştir:

1.Sahfa: Moral değerlerini yitirme (Demoralisation)
2.Safha: Zihni Bölünme (Segmentation) Bu sahfada birey, zihninde yerleşik olan ulus devlet görüşünden kopar ve cemaat görüşüne geçer.
3. Sahfa: Zihni Ayrışma (Disassocation) Bu safhada birey, fantezilerle, gerçekleri birbirine karıştırıp bir anlamda “robatlaşmış bir birey” haline gelir. (Dr. Emery, “Gelecek 30 Yıl Konsept, Metot ve Antipati”, Tavistock Magazine (Human Relations), ABD, 1967.)

TAVİSTOCK’UN TÜRKİYE’DEKİ AKTÖRLERİ

CIA’nın, Tavistock Enstitüsü aracılığıyla “uyutma paketi” uyguladığı ülkelerden biri de ABD’nin sözüm ona stratejik ortağı Türkiye Cumhuriyeti’dir…

Türkiye’deki “uyutma paketinin” belli başlı aktörleri şunlardır:

A. KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI: Bunlar bazı İnternet siteleri, Gazeteler, Radyolar ve özellikle de Tv’lerdır. Ülkemizde 1990’lardan sonra büyük bir hızla artan kitle iletişim araçlarının önemli bir kısmı malesef hep CIA’nın Tavistock Enstitüsü’nün etkisi altında olmuştur.

İnternet sitelerinden yerel gazetelere ve radyolara kadar her yere el kol uzatan Tavistock son zamanlarda Türkiye’de özellikle tv’leri ve gazeteleri kontrol etmek istemiş ve bunda da büyük oranda başarılı olmuştur. Bugün Türkiye’de TAVİSTOCK ENSTİTÜSÜ’nün BEYİN YIKAMA PROJESİ doğrultusunda yayın yapan çok sayıda büyük tv kanalı ve gazete vardır. İşte onlardan bazıları:

1.HABERTÜRK TV: Habertürk kanalı dikkatle takip edilecek olursa, “Gücü özgürlüğünde” sloganı doğrultusunda 24 saat yayın yapan bu haber kanalının “Sansürsüz”, “Söz Sende”, “Tarihin Arka Odası” gibi özenle hazırlanmış programlarına çağrılan konukların Türkiye’nin şekillendirilmesine paralel olarak belirlendiği, daha çok “Siyasal İslamcı” veya “Liberal” ya da “İkinci Cumhuriyetçi” konukların tercih edildiği, kamuoyundan gelecek tepkiyi önlemek amacıyla da arada bir birkaç “Ulusalcı” gazeteciye yer verildiği kolayca görülecektir.

Dahası bu programlarda işlenen konuların, örneğin DARVİN ve EVRİM TEORİSİ veya saatlerce, hatta aylarca devam eden OSMANLI TARİHİ sohbetleri ya da defalarca tekrarlanan CÜBBELİ AHMET HOCA ŞOVLARI hep CIA’nın “uyutma paketinin” birer parçasıdır.

Örneğin son MAVİ MARMARA OLAYI’nda Habertürk, aralıksız bir şekilde olayı “tek yönlü olarak vermiş”, canlı yayınına sürekli ABDURRAHMAN DİLİPAK gibi tescilli şeriatçıları çıkarmıştır. Kanalın özellikle TARİHİN ARKA ODASI gibi programlarında ABD’in Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde yayın yaptığı görülmektedir.
Bu tarih programında ısrarla ve sadece Osmanlı ve İslam Tarihi’nin incelenmesi, eleştirel yaklaşımlardan çok “hamasi” bir bakışla bu tarihsel dönemlere yaklaşılması, buna karşın ÖN TÜRK TARİHİ VE CUMHURİYET TARİHİ söz konusu olunca alabildiğince eleştirel ve hatta “alaycı” bir üslupla konuların geçiştirilmesi, programın BOB’a hizmet ettiğinin en açık göstergelerindendir.

Tarihin Arka Odası adlı programın nihai amacı OSMANLI VE SALTANAT SEVİCİLİĞİ yaparak, “ulus devleti” sorgulatmak, kamuoyunda yeniden OSMANLI ÖZLEMİ yaratmaktır… Bunda da başarılı olmuştur.Söz konusu tv, sadece tv ile de yetinmez gazete ile de toplumu etkilemeye çalışır…

(Not: Habertürk’ü gündeme getirmemin nedeni, bani “Atatürk konuşulması istenmiyor…” diyerek bir programlarına çıkartmaktan son anda vaz geçmeleri falan değildir…Tamamen görünen verilerdir…)

2.NTV: Daha çok liberal çizgide yayın yapan bu haber kanalı ise, yine “uyutma paketi” çerçevesinde güncel olaylara “liberal” bir bakışla yorumlar getirmekte, programlara çağrılan gazeteci ve akademisyenler, Cumhuriyetin kuruluş felsefesini ve “ulus devleti” alabildiğince eleştiren isimler arasından seçilmektedir…

Liberalizm yükseltilerek “ulus devlet” alabildiğince eleştirilmektedir… Ulus devlet eleştirisi, BOB’u ugulamak isteyen ABD’nin en çok önem verdiği noktalardan biridir. Söz konusu tv sadece tv ile de yetinmez, yayın evi kurup, dergiler çıkartarak da kamuoyunu etkilemeye çalışır…

3. TARAF GAZETESİ:

Liberal görünen bu yayın organı, açıkça Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesine ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik saldırgan bir yayın politikası takip etmektedir… “Özgürlük” ve “demokrasi” havariliği yapan bu gazete, siyasal islamcılarla kol kola, ulus devlete yönelik akla hayale gelmez saldırılarda bulunmaktadır….

Ulus devletin ve özellikle Atatürk, TSK imgelerinin yıpratılması Türkiye’nin ABD istekleri doğrultusunda şekillendirilmesinde çok önemli oldupu için TARAF, ABD “uyutma paketinin” en taze ve en etkili halkarından biri gibi durmaktadır… Gazeteninm bazı yazarlarının eşleri doğrudan CIA’da görevlidir!…

4. ZAMAN TÜKETEN VE TÜKETİM TOPLUMU YARATAN PROGRAMLAR:

Bu programlar CIA’nın ve TIVİSTOCK’un aslında bütün “Turunucu Devrimler” yaşanan ülkelerde gösterime sokulmasını sağladığı PRİME TİME, TV PROGRAMLARDIR. Bu programların özelliği, toplumun büyük bir kesimini aynı anda tv başına kilitlemesi ve bu büyük kitlenin adeta beynini ykamasıdır… Bu programlarda üç temel amaç güdlür.

1. Kamuoyunu anlık zevklerle uyuşturmak, asıl sıcak gündemi unutturmak,

2. Akıl, bilim, çalışma gibi değerlerin yerine, şans, kadar, huarafeyi yerleştirmek;

3. Kapitalist ekonomiyi beslemek ve ayakta tutmak için tüketimi teşvik etmek…Ülkemizde bu amaçlara yönelik belli başlı programlar, VAR MISIN YOK MUSUN, KİM 500 MİLYAR İSTER, SURVİVER, YEMEKTEYİZ, YETENEK SİZSİNİZ, GELİNİM OLUR MUSUN, DİZİLER (Özellikle STV gibi kanallardaki Hurafe dizileri) vb…

(Lütfen Türkiye’deki tv’lerin tamamını bu çerçevede değerlendiriniz, bakalım hangileri uyutma porejesinin birer parçası, hangileri değil!)

B. CEMAATÇİLİK: Atatürk 20 yüzyılın başında gerçekleştirdiği “ulusal ve çağdaş” devrimle “tekke” ve “tarikatları” ve onların beslediği “cemaat kültürünü” ortadan kaldırmış, insanları Padişahın kulları olmaktan, “özgür bireyler” haline getirmişti. Ancak 1950’lerden beri yaşanan ABD destekli KARŞI DEVRİM sürecinde Türk insanı yeniden BİRİLERİNİN KULU OLMAYA zorlanmaktadır. (Cemaatçilik, Tavistock’un temel politikalarından biridir) İşte bu nokta da yeniden tekkeler, tarikatlar ve CEMAAT KÜLTÜRÜ’nün önü açılmaktadır.

Üstelik CIA, dinsel kaynaklı kişi otoritesine dayanan Cemaatçiliği, SİVİL TOPLUM adı altında, DEMOKRASİ adı altında topluma yaymaya çalışmaktadır… ABD’nin Türkiye’yi biçimlendirmede cemaatlere ne kadar büyük bir önem verdiğini ABD de ikamet eden FETHULLAH GÜLEN’e verdiği destekten anlamak mümkündür…
C. SINAV MANYAKLIĞI: ABD ve CIA’nın “uyutma paketinde” potansiyel tehlike olarak görülen gençlerin takip edilmesi ve gerekirse kıpırdayamaz hale getirilmesi çok önemlidir. Bu çerçevede ABD ve CIA 1949’dan beri Türkiye’de faaliyette bulunarak Türk gençlerini ABD çıkarlarına hizmet edecek biçimde eğitmek ve gerekirse hareketsiz kılmak için yoğun çaba harcamıştır.

Öncelikle Türk Milli Eğitim Bakanlığı ABD’li uzamanların kontrolüne geçmiş ve Türk gençlerine “ulusal bilinç aşılayan” Atatürk’ün tarih kitapları kaldırılmış, daha sonra yine MEB’deki ABD’li uzmanların önerileri ve istekleri doğrultusunda Türk gençlerini hareketsiz kılacak bir SINAV SİSTEMİ uygulamaya konulmuştur
1960’larda ÜSS, 12 Eylül’de ÖSS ve ÖYS, 2000’lerde LYS ve SBS olarak adlandırılan Orta Öğretim ve Üniveriste Giriş Sınavları Türk gençlerini en verimli çağlarında TEST BUDALASI haline getirmiş, gelecek ve iş kaygısıyla Üniveriste kapılarına yığılan gençlik, siyasi, sosyal ve kültürel konulara kafa yormak yerine daha ilk okuldan itibaren ezbere dayalı ve sonuca endeksli TEST TEKNİĞİ ile adeta düşünmeyen, üretmeyen, anlamayan, analiz edemeyen “a politik” bir genç kuşak halini almıştır.

Günümüzde CIA’nın Türkiye’den sorumlu uzmanları bu a politik kuşaktaki ksımı kıpırtılardan rahatsız olmuş olmalı ki, Türkiye’de, ilk öğretimden Üniveriste sonrasına kadar bir dizi yeni sınav uygulanmasını istemişlerdir. Son olarak üniveriste mezunu, üretmeye ve düşünmeye hazır genç kuşağı da “etkisiz” ve “edilgen” hale getirmek için KPSS icad edilmiştir…

D.FUTBOL VE YAN ÜRÜNLERİ: Futbol yaklaşık 150 yıllık bir spor… İngilizlerin keşfettiği bu ilginç oyun, uzun yıllar boyunca dikkatörlerin toplumu uyutmak için kullandıkları bir araç olarak politik bir işlev gördü… İspanya Diktatörü Franco, “Yüzbin kişilik bir uyku tulumu yapın” dediğinde Bernabeu Satadı inşa edilmişti. Latin Amerika ülkelerinden Arjantin’de Videla ve Portekiz de Diktatör Salazar da aynı taktiği uygulayınca tüm dünya da 3f’den söz edilmeye başlanmıştır. Futbol, fiesta ve fado…

Tavistock Institute Of Human Relations

 

Özetle futbol, uzun yıllar boyunca demokrasi geleneği oturmamış ülkelerde diktatörlerin oyuncağı olmuş, dikkatörler, futbolla toplumu uyutarak uzun yıllar ayakta kalmayı başarabilmişlerdir. Avrupa ülkelerinin tam demokratikleşmelerinin ardından futbol Avrupa’da kısmen politik işlevini yitirmiş (kısmen diyoruz çünkü, hala Avrupa da bazı büyük kuluplerin başkanları aynı zamanda başbakandırlar) sportif boyutu ön plana çıkmıştır.

Ama Laitn Amerika ve Türkiye gibi ” gelişmekte olan ülkelerde” futbol hala çok önemli bir uyutma aracıdır. Ve bu gerçeğin farkında olan ABD ve CIA bu durumdan alabildiğince yararlanmaktadır… Bu yıl (2010) Fenerbahçe Futbol Kulubu’nun şampiyon olmaması için oluşturulan toplumsal atmosveri düşünün, bütün kamuoyunun aylarca işini gücünü bırakarak FB’nin şampiyon olmaması için nasıl bir psikoljik savaş içine girdiğini düşünün, bu sırada gazetelerde ve tvlerde saatlerce, Türkiye’nin başka derdi yokmuş gibi, yapılan tartışmaları hatırlayın…

Koca bir sanayi kenti BURSA’nın nasıl bir yıl bounca nerdeyse üretimi bile unutacak şekilde ŞAMPİYONLUK HAYALLERİYLE yatıp kalktığını hatırlayın…. İddia ediyorum önümüzdeki yılarda Anadolu’nun pek çok ili, ESKİŞEHİR, KAYSERİ, ANKARA’dan da şampiyonlar çıkacak ve bir çok Anadolu insanı işi gücü unutup statları dolduracak, aç perişan insanlar İLLERİNİN ŞAMPİYON TAKIMLARIYLA AVUNACAK…

ABD’nin uyutma paketi çerçevesinde futbol hiç bir zaman sadece futbol değildir. Futbol gazeteleri, futbol tvleri, futbol internet siteleri ile futbol, aynı zamanda Diktatör Franco’nun dediği gibi , “Büyük Bir Uyku Tulumudur”….

E.SANAL RAKAMLAR: ABD ve CIA, uyutma paketi çerçevesinde, somut verilerden çok, reel ekonomiden çok, rakamlara ve sanal ekonomiye önem verir. Borsa denilen “yalan dünyayı” parlatır…. Gayri Safi Milli Hasıla, Enflasyon Oranları, Kalkınmışlık Düzeyi gibi kavrmalarla toplumu uyutur.

“Enflasyon rakamları tek haneye indi.”, “Büyüme ornı arttı…”, “Borsa tavan yaptı…” biçimindeki açıklamalar, İşsizliğin yüzde yirmelere yaklaştığı, insanların açlık sınırında yaşadığı bir ülkede hiçbir anlam ifade etmese de “uyutma paketini” hazırlayanların yarattıkları sanal dünya insanları öylesine kuşatmıştır ki, cebinde beş parası olmayan insanlar bile neredeyse bütün tvlerin alt yazı olarak akıttıkları Borsa rakamlarını takip etmekten kendilerini alamazlar, cebinde beş parası olmayan insanlar, cüzdanlarındaki, asgari ödemesi bile yapılmamış kredi kartlarına güvenerek alış veriş merkezlerinin yolunu tutmaktan kendilerini alamazlar…..

Çünkü “uyutma paketi” bu insanları çoktan etkisi altına almıştır….

Yoksa siz de CIA’ ve TAVİSTOCK’un uyuttuklarından mısınız?

(dunyagerceklerim.blogspot)

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*